BIGtheme.net http://bigtheme.net/ecommerce/opencart OpenCart Templates

Makale

Umutsuzluk Yok, Mücadeleye Devam

Bazı kardeşlerimizden, İslami kesimdeki savrulma, kan kaybı ve toplumdaki büyük, derin ve yaygın yozlaşma sebebiyle umutsuzluk ve yılgınlık sinyalleri alıyorum. Asla umutsuzluğa ve yılgınlığa düşmemeliyiz. Biliyoruz ki hepimiz imtihandayız. Her türlü şartta bıkmadan ve yorulmadan kulluk sorumluluğumuz üzerine yoğunlaşmalı ve Rabbimizi razı edecek salih ameller biriktirme hedefine kilitlenmeliyiz. Yaşanan kötüye gidiş karşısında sorumluluklarımızı bir daha tefekkür edip yeni hamleler için harekete geçmeliyiz. Evet, toplumdaki, hatta İslami camia olarak tanımlanabilecek kesimdeki büyük yozlaşma ve savrulma karşısında umutsuzluğa ve yılgınlığa düşmeden zaaf ve yetersizliklerimizi gözden geçirerek yeni bir hamle yapmalıyız. Bu yeni hamleye hazırlık kabilinden çabalara yoğunlaşmalıyız. Bu bağlamda yaptıklarımızı ve yapmamız ...

Devamı »

Türkiye Ulus Devletinde, Eski ve Yeni Statükoların Din Algısı ve Müslümanlar

Cumhuriyet Döneminde, Önce Hiçbir Yorumuyla İslam’a Razı Olunmamış, Sonra “Resmi Din” ve Teşkilatı Oluşturulmuştur Saltanat sürecini müteakip, Türkiye’de Cumhuriyet adı altında kurulan yeni sistem ve statüko, İslam şeriatını tehdit ve düşman konumuna oturtup ümmet bilincini dışlayarak ve hilafeti kaldırarak, laik Batıcı Kemalizmi, Türk ulusalcılığını, pozitivizmi ve sekülerizmi içeren resmi ideolojiyi dinleştirip bütün topluma dayatınca; başlangıçta İslami kimlik, İslam hukuku/şeriatı, ümmet bilinci ve Müslüman halk ötekileştirilip düşmanlaştırıldı. Tehdit ve düşman algısında birinci sıraya oturtuldu. Hilafet’in kaldırılmasını müteakip İslami eğitim yasaklandı, medreseler kapatıldı ve laik, seküler öğütüm sisteminde fıtratları bozan, ruhları kirleten resmi ideoloji dayatıldı. İslam şeriatı ile hükmetmeye son verilip, Avrupa’nın ...

Devamı »

Suud ve İran Özelinde, Ulus Devletler Dönemindeki Statüko Dinleri ve Müslümanlar

Statükolaşmaya engel olan İslâmî ölçü ve ilkelerden Emevilerden itibaren uzaklaşılınca ortaya çıkan statükolaşma sonucunda yaşanan yozlaşma Müslüman toplumları kuşatmıştır. İslam’ın, bir toplumu yönetirken mutlaka uyulmasını emrettiği; – “Müslümanların işlerini şûra ile yürütmeleri” (Şûra: 42/38)emri olmak üzere, – “Emr-i bi’l-ma’ruf ve nehy-i ani’l- münker” yapmaları (Hac: 22/41, Tevbe: 9/71, Âl-i İmran: 3/104, 110), – “Emanetin ehline verilmesi ve insanlar arasında adaletle hükmedilmesi” (Nisa: 4/58), – “Allah’ın hükümleriyle hükmedilmesi” (Maide: 44-50), – “Allah’a ve Rasûlüne itaat ettikleri sürece (mü’min olan) emir sahiplerine itaat edilmesi”,aksi takdirde itaat edilmemesi (Nisa: 4/59), – “Allah ve Rasûlü bir meselede hüküm vermişse mü’min erkek ve kadınların aynı konuda başka bir tercih özgürlüklerinin olmadığı” (Ahzab: 33/36) gibi ...

Devamı »

Tarih Boyunca Tevhid Dini’nin Karşısına Hep ‘Statükonun Dini’ Çıkarılmıştır – II

Kendini İslam’a nispet eden tüm iyi niyetli insanlarla “tevhid” ortak paydasında buluşmaya, Allah’ın ipine, Kur’an’a topluca sarılmaya yönelmeli, ısrarla bu hususu gündemde tutmalıyız. Çünkü hepimizi kurtaracak, karanlıklardan aydınlığa çıkaracak, izzet ve onur kazandıracak, kurtarıcı tevhid potasında mü’min kardeşler kılacak olan sadece bu yoldur. Kur’an ve tevhid yolu, yani Allah yoludur.

Devamı »

Tarih Boyunca Tevhid Dini’nin Karşısına Hep ‘Statükonun Dini’ Çıkarılmıştır – I

Tevhîdî davetin yaygınlaşmasıyla meydana gelecek müspet değişime ve adalet arayışlarına karşı direnen egemen statükonun sahipleri, içine Allah´ın dininden (egemenliklerine doğrudan zarar vermeyeceğini düşündükleri) kimi unsurları da katarak oluşturdukları statükonun dinî söylemiyle halkı Allah ile aldatarak, var olan statükoya sahip çıkmaya çağırıp yönlendirmeye çalışırlar.

Devamı »

Esaret Altında Parçalanmış Zihinler, Özgün ve Bütüncül İslami Düşünce Üretemez

Vahiyle arınıp inşa olmuş Müslüman zihin,”yeryüzünde halife kılınmış” (Bakara: 30) ve “emaneti yüklenmiş” (Ahzab: 72) olmanın gereği olarak “insanlar arasında Hak ile hükmetme ve hevaya tâbi olmaktan uzak durma” (Sad: 26) bilinciyle hareket sorumluluğuyla yükümlüdür. Müslümanlar, “Hablullah” olan Kur’an’a topluca sarılarak (Al-i İmran:103) “emaneti ehline verip adaletle hükmetmek” (Nisa: 58) ve “kendilerine iktidar ve imkân verildiğinde iyiliği emredip kötülüğü yasaklamak”la (Hac: 41)  emrolunmuşlardı. Bu yüzden Müslüman zihin, kuşandığı Kur’an ahlakı ve takva bilinciyle, bağımsız özgün İslamî kimlik ve vahyî ölçülere sadakatle, her şartta arza adaleti ikame etmek için hayatı ve toplumu vahiyle inşa hedefine kilitlenmek durumundadır. Buna rağmen tarihsel süreçte “Kur’an’ı terk edilmiş bırakan” (Furkan: 30) “Müslüman” zihinler, yüzyıllardır geleneksel ...

Devamı »

KUR’AN’DA ZİKREDİLEN ANA-BABAYA KARŞI SORUMLULUKLAR

Herkes ana-baba olmayabilir, ama herkes mutlaka bir ana-babanın evladıdır. Ana-babalarına saygısızlığa, kötü davranmaya ve itaatsizliğe sürüklenmiş bütün evlatların, sekülerleşmenin etkisiyle Kur´an´da zikredilen büyük sorumluluklarının muhtemelen şuurunda bile olmadan sürüklendikleri bataklıktan kurtulabilmeleri için bu yazı hazırlanmıştır.

Devamı »

DARBECİLİĞİN PATENTİ ATATÜRKÇÜ, LAİK, ULUSALCI SUBAYLARA AİTTİR

Mehmet PAMAK – 09/08/2016 – 08:48 Atatürkçü ve laik zihniyetin orduya hâkim kılınmasıyla bu tür darbelerin engelleneceği gibi gülünç iddialar, hiç utanmadan ortaya atılıyor. Laiklikten ve Atatürkçülükten taviz sonucu, Gülenistlerin orduda bu derece kadrolaştıkları gibi ahmakça ifadeler kullanılarak Ergenekoncuların önü açılıyor ve ordudaki güç dengesi bir darbeci cuntadan diğerine doğru kaydırılıp halkın can feda ederek gerçekleştirdiği direnişin elde ettiği sonuç etkisiz hale getirilmeye çalışılıyor. Son darbe sürecini müteakip, darbeyi püskürten halk kitlelerinin nezdinde yerlerde sürünen TSK’nın itibarını kurtarmak için, sanki darbeci sadece Gülenist kadrolarmış ve bunlar da ordu içinde çok küçük bir azınlıkmış, aslında ordu büyük çoğunluğu itibariyle “pirüpak”, “sütten ...

Devamı »

Müslüman Alim ve Öncü Şahsiyetlerin, İslam Adına Batıl Siyasete Destek Çağrılarının Sonuçları Vahimdir

Maalesef Müslümanların çoğunun siyasi duruş ve tutumlarını, takip etmeleri gereken yolu, kendi özgün İslami kimlik ve ilkeleri ve Nebevi yöntemin "yoldaki işaretler"i belirlemiyor. Temel akıdevi ilkeler ve şer´i ölçüler yerine, batıl içindeki daha yakın gördükleri siyasi kadro ile daha açık İslam düşmanı olan karşıtları arasındaki mücadelenin yol açtığı duygusallıklar daha etkili ve belirleyici olabiliyor. İslam düşmanlarının, yine batıl sistem içi bir alternatife karşı aldıkları düşmanca tavırlar, yaptıkları haksızlıklar ve halkın iradesine, değerlerine yabancı ve karşı olan kesimlerin güç birliği yaparak sistem içi halka daha yakın siyasi kadronun önünü kesmeye çalışmaları gibi etkenlerin yol açtığı duygusallıklar Müslümanları yönlendirici rol oynayabiliyor.

Devamı »

Mısır darbesinin idam kararları ve İslami Duruşumuz – II

İslami sorumluğumuz: hele de şirk sistemlerinin kuşatması, küresel emperyalistlerin vesayeti altında ve emperyalist seküler modeller içinde, üstelik bu sapkın zihniyetin silahlı gücünün tahakkümünü bilerek, asla iktidar olamayan ve Allah’ın hükmüyle hükmedemeyen hükümetler olmaya kalkışmamaktır.

Devamı »