BIGtheme.net http://bigtheme.net/ecommerce/opencart OpenCart Templates
Ana Sayfa / Mehmet Pamak / Yazı Grubu / Kur'an'ı Hakkıyla Okumak ve Hayatı İbadet Kılmak / Kur’an’ı hakkıyla tilavet edip Vahyin bizi diriltmesine fırsat verelim.

Kur’an’ı hakkıyla tilavet edip Vahyin bizi diriltmesine fırsat verelim.

Selamun aleyküm

Rabbimiz insana ruh üflemiş, temiz bir fıtratla yaratıp canlılık kazandırarak imtihan için dünyaya göndermiştir. Bilahare de kendisine hidayet rehberliği yapıp yol gösterecek vahyi göndererek bu ikisinin buluşup bütünleşmesiyle, arzda halife olarak adaletle hükmetmesimi istediği İslami şahsiyetin oluşmasını istemiştir. (Bakara: 2/27, Ra’d: 13/25 çerçevesinde fıtrat ve vahyin buluşması ve arasının kesilmemesi istenmiştir.).

Hem insana ilk canlılığı (diriliği) vermek üzere “ruh” üflendiğinin ifade edilmesi, hem de vahyin de “ruh” olarak nitelenmesi birlikte ele alınmalıdır. Enfal Suresinde vahyin insanları diriltmek üzere geldiği beyanı ise işte bu irtibat ve bütünlük içinde değerlendirilmelidir. “Ey iman edenler, size hayat verecek/diriltecek şeylere sizi çağırdığı zaman, Allah’a ve Resûlü’ne icabet edin”. (Enfal, 8/24.)

Ramazan ayı Kadir gecesinde Kur’an indirilmek suretiyle fıtrat ve vahyin dünyada buluşması sağlanmasaydı, insan Rabbine ve kendine yabancılaşır, yolunu bulamaz, karanlıklarda kaybolup aydınlığa çıkamazdı.

Bugün vahiyden uzak seküler Batı insanının, fıtratını da koruyamayıp nasıl insani erdemlerini bile yitirdiğini ve nasıl hayvandan aşağı sürüklenip fesadı küreselleştirdiğini, nasıl adalet adına büyük zulümler ve insan hakları adına büyük haksızlıklar ürettiğini, vahşi katliamlara imza attığını ibretle gözlemliyoruz.

Yani vahiy olmayınca insan insanlığını kaybediyor, karanlıklardan aydınlığa, zulümden adalete çıkaracak yolu bulamıyor. İslam ümmeti de, Kur’an’ı terk edilmiş (mehcur) bıraktıktan (Furkan, 25/30) ve Rasûlün (s) güzel örnekliğinden uzaklaştıktan sonra yolunu, istikametini ve izzetini kaybedip karanlıklarda kaybolmuştur. Allah’a ve Rasûlüne itaati terk edince Tevhidî niteliğini, zindeliğini ve sonuçta da vahdetini yitirip parçalanarak zillete sürüklenmiştir. (Enfal, 8/46).

İşte Kadir Gecesinde inzal edilmeye başlanan ve karanlıklardaki insanlığa uzanan Hablullah (Allah’ın ipi) ve insanlığı karanlıklardan aydınlığa çıkarmayı hedefleyen Nur, hak ile bâtılı ayıran Furkan olan Kur’an, insanlığa şeref ve izzetini getirmiş, onu manevi anlamda ölüm halinden kurtarıp diriltmek üzere indirilmiştir. Şerefine/vahye sırtını dönen insan hayvandan aşağıya düşer ve yaşayan ölü olur. Rabbimiz şerefimize sahip çıkarak vahiyle dirilen ve hayatını vahye uydurarak rızasını kazanan mü’minlerden olmayı hepimize nasip etsin inşaAllah.

İlginizi çekebilir

Kur’an ve Sünnete Dayalı Sahih İslam Anlayışını, Her Şartta Taviz Vermeden Sürdürmek İmanî Sorumluluktur

Yüzyıllara yayılan yozlaşma serüveninde ve günümüz dönüşüm sürecinde gerçekleşen bozulma ve değişim, zaman içinde verilen tavizlerle ya da pragmatik "maslahat" hesapları ve "çıkar" amaçlı ilkesiz davranışlarla adım adım yaşanmıştır. Her seferinde bir önceki taviz ya da ilkesiz davranış kanıksanarak daha fazlası yapılmış ve bir süre sonra da artık yaşandığı gibi inanılmaya başlanmıştır. İşte bugün "müslümanım" diyenlerle müslüman olmayanlar arasındaki temel farklılıkların yok olduğu benzeşme böyle bir dönüşüm süreci sonucunda gerçekleşmiştir.