BIGtheme.net http://bigtheme.net/ecommerce/opencart OpenCart Templates
Ana Sayfa / Mehmet Pamak / Konferans / Türkiye’de Kemalist İdeolojinin Oluşumu

Türkiye’de Kemalist İdeolojinin Oluşumu

“Türkiye’de Kemalist İdeolojinin Oluşumu ve Müslümanların Sorumlulukları” konulu Özgür-Der Antalya Temsilciliği’nin düzenlediği seminerde Mehmet Pamak özetle şunları söyledi:

Bugün içinde yaşadığımız despot, zalim ve oligarşik sistemin geçmişini irdelediğimizde temellerinin yüzyılı aşkın bir süre önce atıldığını rahatlıkla görebiliyoruz. İttihat ve Terakki çete hareketinin Kemalist sistemin temelini oluşturduğunu, bugünkü Ergenekoncuların, batıcıların, darbecilerin, ulusalcıların, sekülerci kafa yapısının temellerinin bu gayri meşru oluşumun eseri olduğunu biliyoruz. Sultan II. Abdulhamid; batılılaşmanın zemin oluşturduğu; Harbiye, Mülkiye ve Tıbbiye gibi kuruluşlara destek çıkarak oluşturduğu bu oluşumlarla bir anlamda kendi kuyusunu kazmış ve saltanatının zeminini kayganlaştırmıştır. 31 Mart gibi provokatif olaylarla İttihat ve Terakki çetesi bugünkü temsilcilerinin yaptıkları gibi konumlarını güçlendirmek ve iktidarı ele geçirmek için yapılan birtakım girişimlerle Kemalist rejimin temelleri atılmaya başlanmıştır.

Şunu unutmamak gerekir ki Osmanlı’da varolan saltanatın İslam ile uzaktan yakından hiçbir alakası yoktu. Osmanlı’da varolan saltanatın çok daha vahimi ve despot olanı bütün gücüyle varlığını bugün de sürdürmektedir. Saltanatın kaldırıldığı ve yerine cumhuriyetin kurulduğu anlayışı sadece sözde bir anlayış olup bugün “Kemalizm Saltanatı” devam etmektedir. İttihat ve Terakki çetesinin oluştuğu dönem, batı hayranlığı ve özentisinin yaygın olduğu bir dönemdi. Debdebe, sefahat, lüks hayat hakimdi. İslam ana kaynak olan Kur’an’dan uzaklaştırılmış, geleneksel, hurafelerle kuşatılmış bir din anlayışı hakimdi. Sultanın isteklerini onaylayan bir ulema kesimi vardı. Medreseler yozlaştırılmış, körelmiş, nitelik kaybına uğramıştı. Hilafetin içi boşaltılmış, gerçek hilafet kavramına uygun olmayan bir hal almıştı. Kemalizm böyle bir ortamda ve bozulmanın kuşattığı böyle bir zamanda doğdu. Kemalizm’in temelleri böyle bir ortamda atıldı. Batı hayranı ve batıya özenen bir anlayışla oluşturulan Kemalizm, batının hayat tarzını, kültürünü ayırt etmeden her şeyini alırken, Osmanlı batıcılığı ise Kemalizm ile kıyaslandığında batının teknolojisinin alınmasından yana ama kültürünün alınmamasından yana tavır sergilendiğini görüyoruz.

Kemalizm; dayatmacı, batıcı, zorba, tepeden inme bir ideolojidir. Kemalizm’in akıl hocası Auguste Comte’dir. Batı hayranlığı ve batıyı örnek anlayışının hakim olduğu Kemalizm, batıcı eğitimle ancak hedeflediklerini gerçekleştirebileceklerine inanır. “Ortaçağ karanlığı”ndan kurtulmanın tek yolunun batıya ve kiliseye sığınmakla olabileceğine inanır. Buna karşılık İslam’la ve İslamî değerlerle mücadele ederek, aklı ilahlaştırarak, zulüm ve adaletsiz bir anlayışla iktidarı ele geçirerek despotizme bulaşmayı erdemlilik kabul ederler. M. Kemal her fırsatta dinin istismarına karşı olduklarını söylediği halde iktidarı ele geçirdikten sora ilk önce İslam’ın kutsallarıyla mücadele etmiştir. Batı, Kemalist rejimin kurulmasına karşılık İslami bir sistemin engellenmesini şart koşmuştur. Kemalist rejim ile ittifak halinde olan emperyalist batı, komünizme karşı olduğu gibi İslam’a karşı olduğunu da açık bir şekilde ortaya koymuştur.

İşgal edilen Anadolu toprakları, İslam’ın değerleriyle kutsallarıyla zıtlık teşkil edebilecek bir sistem olan Kemalizm’e karşılık, Ege’de Yunanlılar hariç tutulursa Anadolu’nun bütün bölgelerinde hiçbir zorluk çıkarılmadan çekilmişlerdir. Efsaneleştirilen ve şişirilen Kurtuluş Savaşı yapılmamış aksine savaş yapılmadan batılı devletler Anadolu’dan kendi istekleriyle çekilmişlerdir. Ama buna karşılık İslam’ın, tevhidi inancın pratik hayattan uzaklaştırılmasına olanak verecek bir sistemin varlığını sürdürmesine imkân verilmiştir. Halkın içinden çıkan ama batıcı, laik, tepeden inmeci kafa yapısına sahip İttihat ve Terakki’nin devamı olan bu zihniyet temel hedef olarak İslam ve değerlerini seçti. Anadolu topraklarından sessiz sedasız çekilip giden işgalciler gözleri arkada kalmayacaktı. Geleneksel de olsa inançlı olan Anadolu halkı içlerinden çıkıp değerleriyle savaşan bu kadroya maalesef birkaç isyan dışında ses çıkarmamıştır. Batıcıların destek ve direktifleriyle İslami değerlerle mücadeleyi temel amaç kabul eden bu kadronun yerine eğer “George” İslami değerlerle savaşsaydı halkın tamamı karşı çıkar ve kesinlikle buna izin verilmezdi. Nitekim Maraş’ta Sütçü İmam, bir bayanın örtüsüne el uzatan Fransız işgalciyi vurmuş ve halk toplu bir şekilde Fransızlara karşı direnerek Maraş’tan kaçmalarını sağlamışlardır. Bugün dışarıdan birileri gelip başörtüsünün yasaklanmasını isteseydi halkın çok büyük bir tepki göstereceği kaçınılmazdı. Ama içerden yapılan bunca başörtüsü zulmüne rağmen bilinçli muvahhid bir avuç mümin dışında gözle görülür bir halk tepkisine şahid olamıyoruz.

Kemalist rejimin kuruluş aşamasında karşı çıkan kabul etmeyen, isyanlar, kıyamlar olmuştur ancak bütün bunlar henüz olgunlaşmadan oluşum aşamasında bizzat Kemalistler tarafından provoke edilerek erken ayaklandırılarak acımasızca bastırılmıştır. Kurtuluş savaşı boyunca toplam dokuz bin kayıp verilirken, İstiklal Mahkemelerinde on bin insan acımasızca katledilmiştir. İskilipli Atıf Hoca şapka devriminden iki yıl önce yazdığı bir kitaptan dolayı yargılanmış ve bu şapka devrimine muhalefet gerekçesiyle idam edilmiştir.

Bizler Müslümanlar olarak Kemalist eğitim sistemini kabul etmiyoruz. Çocuklarımız devletin değil bizim çocuklarımızdır. Devletin zorla, inancımız ve değerlerimizle zıtlık teşkil eden düşünce ve ideolojileri çocuklarımıza dayatmalarını kabul edemeyiz. Kemalizm ve Atatürkçülük, Alevilik, Kur’an ve Sahih Sünnet, hatta Yahudilik ve Hıristiyanlık seçmeli dersler olarak milli eğitim müfredatına konularak herkesin özgürce inancını öğrenmesine olanak verilmelidir. Özgür bıraksınlar insanları! Hatta şunu teklif ediyoruz: Açsınlar Nutuk evlerini, Kemalistlerin çocukları Nutuk’u ezberlesinler. Ve biz kesinlikle onlara karışmayız, saygı duyarız ama onlar da dinimize karışmasınlar.

Bizler mü’minler olarak zulme, haksızlığa, adaletsizliğe, darbeciliğe, çeteciliğe, Kemalizm’e, milliyetçiliğe, sömürüye, tepeden inmeciliğe karşıyız. Hakkı, adaleti, özgürlüğü, tevhidi savunan ve bu uğurda her bedeli ödemeye kararlıyız. Hiç kimseye zorla inancımızı dayatmaya çalışmıyoruz ama başkalarının da ideolojisini ve anlayışını bize dayatmasına rıza gösteremeyiz. Hiç kimse bizlerden Kur’ani ilkelerden vazgeçmemizi, taviz vermemizi, bizden bekleyemez. Bizim kavgayla, çatışmayla, haksızlıkla, zulümle işimiz olmaz. Herkesle iyi komşu olmak isteriz. Bizim dinimiz bize onların dini onlaradır.

Haksöz-Haber

İlginizi çekebilir

Emperyalist ABD-İsrail Kuşatması Altında Ümmetin Hâli ve Kudüs Nasıl Kurtulur Konferansı

İLKAV´ın düzenlediği "Emperyalist ABD-İsrail Kuşatması Altında Ümmetin Hâli ve Kudüs Nasıl Kurtulur?" konulu konferans 24 Aralık 2017 Pazar günü İLKAV konferans salonunda ciddi bir katılımla gerçekleştirildi.