BIGtheme.net http://bigtheme.net/ecommerce/opencart OpenCart Templates
Ana Sayfa / Mehmet Pamak / Şiir / Geçmişten Günümüze Mesajlar

Geçmişten Günümüze Mesajlar

1999 – 2000 yıllarında muhacir olarak bulunduğum Almanya’nın Duisburg şehrinde, geçmişime yönelik sorgulama sadedinde şiir formunda kaleme aldığım, yaklaşık 300 sayfa tutan tespit, özeleştiri ve umuda yönelik mısralarımdan, gündeme uygun olan bir bölümünü daha, ibret olması amacıyla kardeşlerimle paylaşmak istedim.
O günkü halim
O gün; laik, devletçi, Türkçü, tarikatçıydım
Ve hep itibar gördüm, sistemin baş tacıydım
Ulusçulukla yer aldık yanında, “kutsal devlet”in
Bölücülük yaparak vebaline girdik “millet”in
Türkçülüğü hak görüp, hep saldırdık “öteki”ne
Bir oyunla hizmet ettik, düzenin pis taktiğine
Türkçü çizgide teşvik gördüm, hep alkışlandım
Parlamenterdim, MHP’de genel başkandım
“Muhafazakâr Parti”ydi, MHP’nin ilk adı
Kurucu başkan olmamsa, “Başbuğ”un bir muradı
Cehaletle terk etmiştik, Allah’ın tevhid dinini
İcat edip de, batıl fikir “Türk-İslam sentezini”
Ümmetçiliği terk edip de, Türkçülük yaptık
Hak’la bâtılı karıştırıp, hevaya taptık
Aynı cehaletle, tarikatlarda geçti yıllarım
Tabi hüsrana sebep oldu, bu karanlık yollarım
Kaybolan bu yıllarımı, hep hüzünle hatırlarım
Ancak gözyaşım açıklar, aciz kalır satırlarım
Ya ölseydim o yıllarda, tevhide ulaşmadan
Tağutu reddetmeden, fıtrat-vahiy buluşmadan
Beş vakit namazlı ve ağzı tespihli insandım
Ama tevhide uzakta, halk tipi “Müslüman”dım
Anlatan, uyaran olmadı, kendimi mü’min sandım
Namaz ve tespih yeter zannedip, cahilce aldandım
Şekli namaz, “tesbihat”la, kurtulunmaz azaptan
Tevhid yoksa amel boştur, korkmak gerek hesaptan
“Yoldaki işaretler”le yöneldim istikamete
“Kur’an’ı hakkıyla oku”yup, ulaştım hidayete
“Rucz’dan hicret” edip, şirkten arınmayı öğrendim
Geçmişte Hak adına bulunduğum halden iğrendim
Yanlış din algısı, ne hale getirmişti özümü
Arınıp izzet kazanmanın, Kur’an’dadır çözümü
Öğüt alıp, yaşamak için yönelelim Kur’an’a
Vahye şahidlik, kulluk için sarılalım Furkana
Kitabı hakkıyla okuyup, yaşayalım dünyada
Takvayı kuşanıp, koşalım Kur’an ile cihada
Zalime, Hakk’ı haykırmak için çıkalım meydanlara
Mesajı taşımak, öğüt vermek için tüm insanlara
1981-1983 Darbe (Danışma) Meclisinde Durum
Mecliste, ulusçuluk yaptığımda, hep alkışlandım
İslam’dan her bahsettiğimde, yuh çekilip dışlandım
Ancak meclis dışında, özgür hissederdim kendimi
Kemalist meclis bir kâbustu, arttırırdı derdimi
İslam’ı terennüm ettikçe, bu yolda yalnız kaldım
İkbal makamında sıkıldım, baskılardan bunaldım
Darbeciye karşı, mecliste savundum tesettürü
Sıralara vurup “yuh”çekti, zalimlerden bir “sürü”
“Türkçüler” de horladı, tesettür konusunda beni
Rahatsız olup sorguladım, “Türk-İslam sentezi”ni
Sentezin ilk tarafı, memnun ediyordu her nefsi
İslam, bir slogan da olsa, rahatsız etti herkesi
Allah’ın ayetlerini okuyunca, laik mecliste
Kimse yanıma yanaşmıyordu, meclisteki kuliste
Bağnaz bir tepkiyle dışlandım, susturulmak istendim
İtirazım duyulmasın diye, boğulmak istendim
Hak, özgürlük taleplerim, faşistlere ters düşmüştü
Zalim “beyaz Türk”ler sürüsü, başıma üşüşmüştü
İnsan hak ve özgürlüğü, tehdit diye algılandı
Darbeci anayasa, bu önyargıyla kurgulandı
Hakk’a aykırı her şey, kolay kondu anayasaya
İslam’ı isteyince, hemen çağrıldım istifaya
Resmi ideoloji dayattı, despot anayasa
Farklılıkları yok etti, darbeci faşist yasa
Bu anayasaya “red” oyu verdim, aynı mecliste
Böyle oluştu, adımı yazdıkları kara liste
Hakk’ı kısmen haykırınca, sistemce karalandım
İstifa baskısıyla, generallerce sorgulandım
Evren, adeta çıldırmıştı, aykırı düştüm diye
Hemen sokulmak istendim, askere uygun çizgiye
İtiraz ettim, uymadım, dayatılan düşünceye
Büromun kapısı kırılıp, zarar verildi her şeye
Korkutmak istediler, hatta tehdit ettiler ölümle
Evimin kapısını zorlayıp, saldırdılar zulümle
Teslim olmadım korkuya, tavrımı sürdürdüm yine
Evren konuştu, “seçtiğimize pişman olduk” diye
Ondan sonra, sistem hedef yaptı, düşmanca davrandı
Hak, özgürlük yanlı çabam, hep dışlanarak kınandı
Birçok vetolar geldi, şu “kara liste”nin peşinden
Parti kurdum, aday oldum “veto” geldi Evren’den
Talep edince, hakkım olan bürokratik kadroyu
Bir de bu sebeple yedim, Kenan Evren’den vetoyu
Bakan Cantürk demişti, “yazık ettin istikbaline
Başörtüsünü savunmakla, zarar verdin kendine”
Cantürk devamla, “iflah olmaz askere ters düşen
Bu ülkede siyaset yapamaz, farklı yol seçen”
Sistem çok rahatsız olmuş, iyice dışlamıştı
Kemalizm’e uyumsuz olunca, linç uygulamıştı
1983 Yılında Partiler Kurulurken
Partiler kurulurken, Demirel, Özal peşimdeydi
Kuruculukta itibar gören, şöhretli kimseydi
Her biri ısrar ediyordu, partimize gir diye
Erbakan ve Kutan da, o halime talipti, niye?
Erbakan ve Kutan’la buluştuk, evinde Doğan’ın
Birleşmesini istediler, muhafazakâr sağın
Erbakan, övdü meclisteki şirke bulaşmış halimi
“Kurtardın” deyip yüceltti, ahiretteki istikbalimi
Dedi ki: “Birinci ahiret garantiledin” mecliste
İkincisini kazan, birlik sağlayıp da sağ kesimde
“Başbuğ”a selam gönderip, birleşmeyi önerdi
Türkeş, teklifi kabul edip, tereddüdü giderdi
Muhafazakâr Parti, işte böyle kurulmuştu
Genel Başkanlığı ise, zatıma sunulmuştu
Umurlarında değildi, bizim akıdevi halimiz
Yeter ki gerçekleşsin, iktidar ve ikbal hayalimiz
Zaten onlarda da, imana zulüm bulaşmıştı
Hakla batıl uzlaşması, zirveye ulaşmıştı
Her parti razıydı benden, hepsi oy umuyordu
Bu amaçla her biri, bir menfaat sunuyordu
Hepsinde de belirleyici, yalnız iktidar hırsı
İlkesizlik, çıkarcılık kuşattı, siyasi harsı
Hevayı ilah yapan sistemde, aldattılar halkı
Demokrasiyle uzlaşıp, batılla örttüler Hakkı
Müslüman’ım diyenle demeyenin, kalmadı farkı
Yeter ki, rahat işlesin sistemin sömürü çarkı
Çoğunluk yanaşmıyordu, şirk koşmadan imana
Dünyevileşme belası, uzak tutuyordu İslam’a
Hakka uzak durmak düşürdü, bu cahili illete
Makam-mevki, çıkar hesabı, yol açtı bu zillete
Rabb’imizin Hidayetiyle Şereflenip Müslüman Oldum
Bunaldım bütün bu zilletten, şirkten, fesattan
Hak arayışım kaynaklandı, temiz fıtrattan
Sorguladım ahvalimi ve aradım hidayeti
Yaşadım, şirkten tevhide manevi bir hicreti
Bu samimi yönelişle, ulaştım ben hidayete
Rabb’imizin de lütfuyla, ondan gelen rahmete
Kur’an’la teçhiz olup, kaçındım şirkten, tağuttan
Böylece kurtuldum, imanıma zulüm katmaktan
Heva ilahından kaçıp, Allah’a hicret ettim
Şirkten uzaklaşınca, tevhid ile şereflendim
“La ilahe illallah” deyip, Müslüman oldum
Tehlikeli sayıldım, düşman yerine kondum
Merhametle çağırınca, tüm insanları tevhide
Yargılandım hep DGM’de, maruz kaldım tehdide
Türkçülüğü terkle Mü’min oldum, “dönek” dediler
Hemen vurup, bu nasıl “dönek”lik, söyletmediler
Evet Rabb’imin lütfuyla döndüm, şirkten İslam’a
Bu “dönek”lik şeref getirdi, yönelince Kur’an’a
Yazardım, sağcı Tercüman’da ve ulusçu Hergün’de
Düşüncem zan alanında, İslami kimlik sürgünde
O zaman baş tacı etti sistem ve ulusçu kesim
Pek çok imkân tanındı, gür çıksın diye bâtıl sesim
İslamî kimlik döndüğünde, hayat dışı sürgünden
Tevhidi bakış oldu artık, yazılarımda gündem
Hakkı haykırınca her yanda ve haftalık Selam’da
Artık DGM savcıları, takipteydi arkamda
Siyasi mahkemelerde, yok edildi hürriyetim
Hedef alınıp yargılandı, İslami şahsiyetim
Partilerin Durumu ve Teklifleri
Uğraştılar, sistemin içine tekrar geri çekmeye
Bazı partiler başladı, yeni teklifler getirmeye
Defalarca teklifler geldi, Erbakan ve Kutan’dan
Tek delil gösteremediler, rehberimiz Kur’an’dan
Yolları gayri İslami’ydi, delili yoktu İslam’dan
O halde nasıl tabi olurum, ayrılıp da davamdan?
Dediler ki: “Seni parlamenter, ya da başkan yapalım”
“Yahut partimizin ön safında, iyi bir yer açalım”
İmanım izin verseydi, belki dönerdim geriye
Parlamenter, bakan olurdum, katılıp bir partiye
Belki bunları elde etmek, hoş gelirdi nefsime
Aldatıcı sebepler de bulurdum, her hal kendime
Ancak, akıdem izin vermez; laikçe hükmetmeye
Zillete, ilkesizliğe ve Kur’an’ı ketmetmeye
Razı olanlar bu sapmaya, makam ihtirasıyla
Dünyevileşip ilkesini yer, zan ve hevasıyla
“Laik, demokrat, Atatürkçüyüm”der, ikrah olmadan
“Bu sözü ikrah’sız söylemek”, çıkarırken imandan
“Hüküm ancak Allah’ın”, nihai olarak İslam’da
Laik yasa yapar, hevayla hükmedilen makamda
Allah’ın hükmünü reddeder, laik meclis, hükümet
Vahiyle gelen emirse; “Allah’ın hükmüyle hükmet”
Şirkle hükmetmeye yaklaşmaz, tevhidi iman
Bak,“Vahiyle hükmetmeyen”e, kâfir der Kur’an
Kim ki dini almaz ise, ancak Kur’an ile sünnetten
Kültür, zan ve hevayı din sayar, çıkamaz hiç zilletten
Bir yanda parlamenter makamı, zillet içinde
Diğer yandaysa, zindan ve hicret, izzet içinde
Şirki terkle,“Allah taraftarı”olup, buldum izzeti
Şeref getirdi zindan ve hicret, terk edince zilleti
“Aptal” dedi bazısı, reddedince “ikbal” teklifini
Dediler; “tevhidi tercihle, kararttın istikbalini”
Dediler ki:“ Vekil, bakan olurdun, istikbalin parlaktı.”
Bu sözler, tevhidi yok edecek, bilinçsiz bir tuzaktı
Rabb’imin lütfuyla muhafaza oldum, korundum
Gayri İslami yolları reddederek, arındım
Arkadaşımdı, birçok yüksek bürokrat ve bakan
Tüm yollar açıktı, ikbale, zenginliğe çıkan
Rabb’in izniyle reddettim, çıkar eksenli hayatı
Tevhid yolunda riske attım, dünyadaki rahatı
Sarıldım, Kur’an ve sünnetten gelen yönteme
Allah için hep uzak durdum, batıl sisteme
Hak yolda direndim, reddederek geri dönmeyi
Hatırladıkça iğrendim, şirke dair her şeyi
Bulaşmaktan kaçındım, aynı pisliğe ve şirke
Diğer insanları da çağırdım, tağutu terke
İman ettim tevhide, teslim oldum Allah’a
Bağlandım Kur’an’a ve örnek Resulullah’a
Allah’a ve Resul’üne, layık olmak istedim
“Birinci öncelikli tehdit”, düşman ilan edildim
Rabbimiz korusun ve ayağımızı sabit kılsın
Tevhid yolunda şâkir, âbid ve vahye şâhit kılsın..

İlginizi çekebilir

Laik Türkçülük de, Kürtçülük de Zulümdür, Adalet İslam´dadır

Mehmet Pamak´ın 1998-2000 yıllarında Almanya´da muhacirken kaleme aldığı ve "Hicrette Muhasebe" adını verdiği şiir formunda çalışmadan gündeme dair bir bölümünü ilginize sunuyoruz.